28 Ekim 2015 Çarşamba

SAZCI SELOCAN CASTRO’YA KARŞI


Abdullah Öcalan’ın Şubat 2013’te verdiği talimatla kurulan HDP, PKK’nın yedeğine Türk Solu’nun “vatansız”larını eklemledi.
Medya, üniversite, odalar ve sendikalarda uzun zamandır elde edilmiş mevzileriyle HDP, 2 yıllık sürede Türkiye sol hareketinin başat aktörü olarak algılanır hale geldi.
AKP’li siyasetçiler, seçilmiş yandaş gazetecilerin ısmarlama soruları sayesinde boş kaleye nasıl gol atıyorsa, HDP’nin genç, sevimli eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da görevli gazeteciler eliyle parlatıldı. Saz çalıp türkü söylemesi, düzeysiz siyasetimize  tavernacılık katkısı yaparken kendisine de “sazcı Selocan” lakabını da getirdi.
Selahattin Demirtaş’ın Amerika’ya defalarca gitmiş olması “bu nasıl solculuk” diye sorgulanmadı. Amerika’da  Ermeni diasporasıyla görüşmesi sonrasında  “Görüşmede Ermeni-Kürt işbirliği imkanları ele alındı. Ayrıca ilişkilerin geliştirilmesi ve Batı Ermenistan toprakları (Ermenilerin talep ettikleri Türkiye toprakları) ve Kürdistan ile ulusal ve demokratik hedefler açısından yararlı bir diyalog fırsatı sundu.” demesi Türkiye’liliğe gayet uygundu.
HDP’nin Öcalan talimatıyla,  Diyarbakır’da  İslam Kongresi düzenlemesi de sorgulanmadı, çünkü başına “demokratik” koymuşlardı.
Çözüm Sürecinin zirvede olduğu dönemde Fransa’da öldürülen 3 PKK’lı kadın ustalıkla unutturuldu. Halbuki bu cinayetlerin MİT eliyle işlendiğine dair çok kuvvetli iddialar, itiraf ses kayıtları ortaya çıkmıştı. Öcalan’ın 2013 Nevruzunda okunan mektubunda “İslam bayrağı altında Ortadoğu’da sınırları yeniden çizmek” ifadesine karşı çıkan alevi Sakine Cansız’ın öldürülmesi, HDP’nin hiç derdi olmadı.
Selahattin Demirtaş’ın Said-i Nursi’yi “çok etkileyici”, “mücadelesini örnek alıyoruz” diyerek sahiplenmesinin arkasından Said-i Nursi paneli düzenlemeleri solculuklarına halel getirmedi. En kuvvetli itirazın sahibi Hüseyin Aygün "Demirtaş'ın Saidi Nursisi'nin örnek alınacak hiç bir özelliği yoktur. Bu adam gerici ve yobaz bir kişiliktir. Bu adam aynı zamanda azılı bir Alevi düşmanıdır. Bu adam, 'Emeviler Ehli Sünnetttir ama Alevilerin Ehli Beyt ve Hz. Aliyle hiç bir ilgileri yoktur' demiştir. Saidi Nursi'ye göre, Aleviler 'sadece zındık değil, Rafizi'dirler. Yani 'dinden çıkmış' ve 'sapık' bir topluluktur. Yani Selahattin Demirtaş'ın 'örnek aldığı' adam, Alevilerin katledilmesinin 'vacip' ve 'sevap' olduğu görüşündedir. 'Alevilerle ittifak' yaptığını söyleyen Demirtaş, acaba Saidi Nursi'nin Alevilerle ilgili görüşlerine katılıyor mu? ”  diye sordu, ama cevap vermeye tenezzül edilmedi.
"Solculukla dinsizliği eşit tutan solcu kafadan bu ülkede bir şey çıkmaz. Zaten ne çektiyse memleket onlardan çekti. Bir insan hem Allah’a inanır hem de Allah’ına kadar solcu olabilir. Bunu bir kafalarına yazsalar... Türkiye’yle solun buluşamamasının en büyük nedeni bu İslam düşmanlığıdır."  ithamları da sol çevreleri rahatsız etmedi.

HDP’nin tekke ve zaviyelerin açılmasını cansiperane savunan şeriatçı milletvekili Altan Tan,  CHP, verimsiz yerli inektir” dediği konuşmasına Selahattin Bey ben inançlı bir Müslümanım ve tek kıblemiz var o da Kabe’dir dedi, böyle bir laf daha Kemal Kılıçdaroğlu’ndan duyulmadı” diye devam etti. Ama Altan Tan genel kanıya göre Türkiye solunun en kıymetli adamlarından.
CHP’yi aşağılamak konusunda Selahattin Demirtaş da Altan Tan’la yarışıyor: Bu özgücümüze dayanarak biz, bırakın AKP'yi devirmeyi, Türkiye'de bir demokratik halk iktidarı kurmayı düşünüyoruz. Biz o kadar iddialıyız. CHP akıllı davransaydı 2015'te bunu yapabilirdik. Ama anlaşılan, CHP ya seçim sonrası doğru bir çizgiye gelecek ya da aşılacak.   Ana hat, ana muhalefet HDP'dir. 2019 seçimlerinde de tek başına iktidara yürüyen bir HDP olacaktır.”
Türkiye’de ağzından barış ve demokrasi sözcükleri eksik olmayan Selahattin Demirtaş Suriye’den  talepleri konusunda daha fütursuz: Üç Kürt devleti olabilir. İran’da bir Kürt devleti, Irak’ta bir Kürt devleti, Suriye’de bir Kürt devleti… Tabii bu Suriye’deki Kürt oluşumu, Lazkiye’yi de içine alırsa Kürtlerin böyle bir sorunu ortadan kalkar. Denize açılırlar ve Türkiye’ye tam bağımlılık ortadan kalkar.”
Lazkiye’yi alamazsak mecburen Mersin’i, Hatay’ı isteyeceğiz demenin Kürtçesi herhalde. Lazkiye’de Kürt nüfus olmaması, solcu Selocan’ın pek umurunda değil. Orası Rojava’nın denize açılması için lazım, o kadar!
Türkiye’de “sol” adına dikensiz gül bahçesi sunulan Selahattin Demirtaş, solu da kendi standartlarına göre revize etmeye girişti.
“Solculuk bu coğrafyada Küba devriminin hayalleriyle yaşamaktı, tutuculuktu. Simdi nerdeyse bütün Akdeniz ülkelerinde vahşi kapitalizme karşı yeni bir sol arayış var. Ve bu sol, inkârcı, dayatmacı değil, var olan üzerine bir şeyler inşa etmeye alternatif çözümler üretmeye çalışan bir sol.”
Önderi Abdullah Öcalan Marks’ın sınıf mücadelesini esas almasını vahim bir hata olarak görüyorsa, Selocan da Fidel Castro’yu ve eski versiyon solcuları  Küba devrimi üzerinden tutucu ilan edebilir tabii ki. Ama niye SSCB değil, ya da Çin, Arnavutluk falan…. Niye Küba?
En parlak solcumuz sazcı Selocan’ın Küba’yı hedef almasının sebebi Fidel Castro’nun şu sözleri olmasın.
“ABD ve AB destekli Türkiye’deki olayları yakından izliyorum. Umarım ve dilerim ki, sizin oradaki PKK öncülüğünde süren Kürt hareketi, ABD’li Yankee’nin petrol bekçisi olmaz...”
Özellikle HDP’yi barış ve demokrasi öncüsü bir sol parti gören gençler bu soruyu kendilerine sormalıdır.
Ortadoğu’daki Kürt hareketi ABD’li Yankee’nin petrol bekçisi midir?




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder