(Güncel bakış haber sitesinde 17.11.2015 tarihinde yayınlanmıştır)
1 Kasım seçimlerinde AKP’nin yüksek oy oranı almasıyla Recep Tayyip Erdoğan ve yakın ekibi, hızla “başkanlık” konusunu gündem yaptılar.
HDP’den bazı ağır abiler de başkanlığa koşullu desteklerini açıkladılar. Bunda şaşıracak bir şey yok, çünkü Öcalan Tayyip Erdoğan’ın başkanlığına karşı çıkmayacağını söylemişti, (bakınız İmralı tutanakları)
Korkut Boratav 13 Kasım tarihli yazısında “Kürtler sayesinde demokratikleşeceğiz” masalının mutsuz sonunu gördüğü için “başkanlık-yeni anayasa” masasına oturmaması için CHP’yi uyarıyor.
Boratav Hoca’nın bugün yaptığı tespitler, “ulusalcı-laikçi” çevrelerde yıllardır dile getirilen görüşler. Ama 2013 Mayısından sonra gelişen olayları gözden kaçırmamak lazım. Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın artık HDP’ye ihtiyacı olup olmadığı konusunda tereddütlüyüm.
Sembol bir tarih ve mekan seçimiyle açıklanan 28 Şubat Dolmabahçe mutabakatını Tayyip Erdoğan’ın bozması, pekçok kişi tarafından seçime giderken göstermelik “milliyetçilik” oyunu gibi yorumlandı. 7 Haziran’da seçmen bu sahte milliyetçiliğe prim vermedi.
7 Haziran seçimleri sonrasında adım adım tırmandırılan şiddet, 90’lı yıllara çoktan rahmet okuttu. 12 Eylül’ün bile aklına getirmediği yöntemler, örneğin bir ilçe halkının tamamını katıksız hücre hapsine tutma yöntemleri uygulandı, uygulanıyor. Dersim olaylarını istismar edenler, başta Dersim olmak üzere kendi topraklarımızı savaş uçaklarıyla bombaladı. Kentlerden Suriye’yi aratmayan görüntüler ortaya çıktı.
7 Haziran – 1 Kasım arası yaşananlar, seçim başarısı için oynanan kanlı bir tiyatro ise başarıya ulaşıldı.
O zaman iktidar kanadının yumuşaması gerekirken sertlik devam ediyor. Birileri başkanlık hayaline kavuşmadan, ülkede gerilim düşmeyecek, seçim ortamından çıkılmayacak gibi görünüyor.
Diyarbakır duvarlarına “kurdun dişine kan değdi, korkun” yazılması bir polisin hadsizliği midir? Korkutmadan saygı görülmeyen Ortadoğu coğrafyasının kadim kuralı Güneydoğu’da hüküm sürüyor. Boyun eğene havuç, direnene sopa!
Ülkenin diğer kısmında ise MHP kanadına yönelik operasyon devam ediyor.
Türk İslam sentezinin İslam ayağını uzun zamandır AKP’ye kaptırmış MHP’nin Türkçülüğünü de güçlü bir şekilde vurgulamaması, Osmanlıcılığa kapıyı kapatamamasının getirdiği teorik zaafiyet, tamamen erimesine yol açabilir.
7 Haziran seçimi öncesinde “bunlar anayasadan Türklüğü çıkaracaklar, vatanı bölecekler” diyerek AKP'den istifa eden Alpaslan Türkeş’in oğlu Kutalmış Türkeş’i bile seçimlerde kullanamayan Devlet Bahçeli, diğer oğul Tuğrul Türkeş’i de AKP’ye kaptırdı. Başkanlık –yeni anayasa referandumu kampanyasında Alpaslan Türkeş’in “başkanlık sistemi Türklere en uygun sistemdir” görüşünü Tuğrul Türkeş’in anlatmasına direnecek kaç MHP’li çıkacak ki?
Yandaş basın uzun zamandır Alpaslan Türkeş’in “başkanlık” videosunu yayınlıyor. Hatta “adına başkanlık demeyelim, BAŞBUĞLUK diyelim de bu işi kolayca halledelim” diye yazıyorlar.
Tayyip Erdoğan için MHP tabanının bu kadar kolay lokma olduğu gerçeği, Türk milliyetçilerinin koşulsuz gönüllü desteği dururken, Kürt siyasetinin gizli ajandalı, koşullu desteği için uğraşmasına gerek var mı?
2002’den 2014 e kadar “Kürtlerle dans” ile iktidarda kalan Recep Tayyip Erdoğan, yola “Kurtlarla dans” ile devam edecek gibi görünüyor.
İç politikada seçim sonucuyla paralize olmuş muhalefetle bu plan tutar. Peki, dış politika ayağı?
PKK ile anlaşmanın bozulmasının, milliyetçiliğe yüklenilmesinin sırrı dış politikada. Halifelik hayalinin bitişi de başbuğluğun yükselişi de…
İkinci yazıda devam edeceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder