6 Mart 2016 Pazar

REFERANDUM: VASATIN KRALLIĞI


Anayasa’nın, anayasayı uygulama görevini verdiği Cumhurbaşkanı, mevcut anayasayı tebdil, tağyir ve ilga çalışmalarına son sürat devam ediyor. Bunu da  parlamenter rejimi bekleme odasına aldığını, mevcut sistemin fiili olarak değiştiğini söyleyerek açıkça yapıyor.
Hem parlamento, hem yürütme organı, kendi varlıklarını ortadan kaldırmaları için büyük bir baskı altına alınmış durumda. Bu anlamda mevcut AKP iktidarı ve parlamento grubu intihar bombacısı görevini yerine getiriyor. Hem kendilerini, hem de rejimi imha edecekler.
400 milletvekili verilmediği için huzursuzluk içinde zorla sürüklendiğimiz bu yolda en önemli koz olarak referandum kullanılıyor.
Doğrudan demokrasi aracı olarak gösterilen referandum- plebisit genelde tam tersi işlev görmüş. Dünya siyaset tarihi, referandumun totaliter rejimlerin elinde, muhalefeti hiçe sayarak, yönetimin isteklerini hukuka uydurmanın kılıfı olarak kullanıldığını göstermektedir.
Referandum; “Millete gidelim, vekiller değil, asiller karar versin” gibi popülist söylemle pazarlanıyor, pazarlanacak.
Karşı argüman geliştirmek için öncelikle temel nirengi noktalarını saptamak lazım.
Birincisi anayasanın temel yasa olma niteliğidir. Bu nedenle anayasalar toplumsal mutabakatla yazılması gereken ve kolaylıkla değiştirilemeyen metinlerdir.
Vekil- asil karşılaştırmasında milletvekilleri alenen  aşağılanmaktadır.
Her ne kadar aralarında parti başkanlarının sultasında, “ceketimi göstersem seçilir “ anlayışıyla seçilmiş insanlar olsa da T.B.M.M. üyeleri kıymetlidir. Türk milletinin vekilleri, T.C. numarasıyla Milli Piyango idaresinin yaptığı çekilişle seçilmiş insanlar değildir. Üstün nitelikleri, becerileri ve siyasi çalışmaları sonucu bizzat milletin  temsile yetkili kıldığı mümtaz kişilerdir.

Anayasa metinleri, bir partiye göre değil toplumsal uzlaşma ile yazılması gereken, kolay değişmemesi gereken metinlerdir.
Bu nedenle, Anayasa’da tek bir madde bile değişecek olsa, böyle niteliklere sahip parlamenterlerin dahi salt çoğunluğu yeterli görülmez, 367 sayısı gibi, nitelikli çoğunluk aranır.
Topyekün rejim değişikliği, toptan anayasa değişikliğinde,  referanduma katılanların salt çoğunluğu çıtası neden yeterli görülsün?
12 Eylül Darbe anayasası % 92 ile kabul edilmişti.
Mademki rejim değişecek, o zaman referandumda mevcut tüm seçmenlerin % 70’inin oyunu istemek en tabii hakkımızdır.
Dünya lideri, Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın karizması ve ikna gücü Kenan Evren’den zayıf mıdır?
55 milyon seçmen varken, cumhurbaşkanının 21 milyonla seçilmesi gibi bir netice ile rejim değiştirilemez.  Bunun aksine bir zorlama referandum boykotu ile karşılaşabilir.
Mısır’da  Mursi Anayasası referandumuna ancak halkın % 38’i katılmıştı. Katılanların % 98’inin evet demesi Mısır halkının gözünde o metni anayasa yapmadı. (*)
Komplo teorileri ve din olgusuyla ağır algı operasyonlarına maruz kalmış halkın vasati çoğunluğundan meşruiyeti çok tartışmalı bir rejim kurmaya çalışmak, vasatın krallığı olacaktır. Türk milleti bu krallığı sırtında taşımayacaktır.


AKP zihniyetinin, oyuncak arabayı bozup, kırıp, pilini çıkarıp, sonra da çalışmıyor, bana yenisini alın diyen şımarık oğlan çocuğu hali  toplum nezdinde teşhir edilmelidir.


(*) (darbe çağrısı yapmadığımı, zinhar ima bile etmediğimi belirtmeyi bir görev sayıyorum.)