Metropol
Araştırma Şirketi 2014 Nisan’ında “Türkiye’de Siyasi Kimlikler Araştırması”
yaptı.
Araştırma
sonuçları şöyle;
“Türk
halkının yüzde 23.8'i kendini Atatürkçü / Kemalist olarak tanımlıyor...
İkinci büyük grup yüzde 18.9'la milliyetçi / ulusalcılar
Arkalarından yüzde 18.6'yla geleneksel / dindar muhafazakarlar geliyor
Demokrat / liberallerin oranı yüzde 12.3
Sosyal demokrat / sosyalistler yüzde 8.9
Yüzde 3.6 ülkücü, yüzde 2.5 ise Kürt milliyetçisi olarak tanımlıyor. “
İkinci büyük grup yüzde 18.9'la milliyetçi / ulusalcılar
Arkalarından yüzde 18.6'yla geleneksel / dindar muhafazakarlar geliyor
Demokrat / liberallerin oranı yüzde 12.3
Sosyal demokrat / sosyalistler yüzde 8.9
Yüzde 3.6 ülkücü, yüzde 2.5 ise Kürt milliyetçisi olarak tanımlıyor. “
Atatürkçüler 13 yıllık AKP iktidarının hem
ideolojik, hem ekonomik yönden tüm yıpratmalarına rağmen, hala
Türkiye’nin en büyük siyasi grubu. İkinci sıradaki milliyetçi/ ulusalcı
siyasi grup Atatürkçülerin doğal uzantısıdır. Her iki grubun toplamı %
42’dir.
% 42 bize yakın tarihten iki önemli şeyi
hatırlatıyor.
1977 seçimlerinde Ecevit önderliğinde
alınan oy oranını…
12 Eylül 2010 Anayasa referandumunda
“HAYIR” diyenlerin oranını…
Araştırmanın alt başlıklarında iki çarpıcı
sonuç daha var.
Birincisi; Kendini Atatürkçü /Kemalist
olarak tanımlayan kitlenin % 55’i CHP’ye oy veriyor.
İkincisi; MHP'deki geleneksel dindar
/ muhafazakar kesim yüzde 5.3 oranında.
Bu alt başlıklardan önce ikincisini
irdeleyelim.
MHP, “Türk-İslam” sentezinde ısrar
ettikçe, AKP’ye tabanını kaptırmaya devam etmektedir. Ülkücü olduğunu söyleyerek
AKP’ye oy veren büyük bir kitle vardır. Orta Anadolu insanı “Türk müsün
Müslüman mısın?” sorusuna öncelikle “Müslümanım” diye cevap verdiği için, bir
kısmı da Yeni Osmanlıcılık masallarına inandığı için Yozgat, Çankırı, Kayseri,
Erzurum vb. gibi eski MHP kalesi yerlerde üstünlüğü AKP’ye kaptırmıştır.
Buna karşın MHP, daha laik kesimin
yaşadığı Ege ve Akdeniz’de güçlenmektedir.
Yani MHP’ye oy verenlerin büyük
kısmını Atatürkçü, Milliyetçi/ulusalcılar oluşturmaktadır.
MHP üst yönetimi, başta eğitimin
dinselleştirilmesi olmak üzere pekçok demokrasi ve özgürlükleri aşındıran
gerici yasa ve uygulamalarda AKP’ye destek vermektedir.
“AKP’nin koltuk değneği”
suçlamalarına kadar varan eleştiriler ve yine MHP’nin 7
haziran sonrası tavrının anlaşılmazlığı karşısında, MHP’nin seçmeni
rahatsızdır.
Laik milliyetçi, ulusalcı
MHP’lilerin CHP’ye oy vermesini nasıl sağlarız?
Burada alt başlıklardan birincisine
tersinden bakalım:
Kendini Atatürkçü/Kemalist olarak
tanımlayan kitlenin % 45’i CHP’ye oy vermiyor.
Neden?
CHP’nin, Atatürk’e, kurucu
felsefesine ve ilkelerine sahip çıkmadığı algısının oluşmasına neden izin
veriyoruz?
CHP, Vatan Partisinin ve Anadolu
Partisi’nin aldığı oy oranlarını, kendini teselli etmek için kullanmaktan
vazgeçmelidir. Perinçek isminin bizatihi kendisi, partisinin söylemlerine
katılınsa dahi oy verilmemesi için en büyük sebeptir. Ancak söylemleri CHP’ye
oy verebilecek kitle üzerinde etkilidir.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandığa
gitmeyen seçmen sayısı 14 milyon beşyüzbindir. Aday içine sinmediği
için geçersiz oy kullanan seçmeni de ilave ettiğimizde rakam 15 milyonu
aşmaktadır.
7 Haziran seçimlerinde ise sandığa
gitmeyen seçmen 9 milyonu aşkındır.
Sandığa gitmeyen seçmenin büyük bir çoğunluğunun
CHP’ye oy verebilecek kitle olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu minimumda 7-7,5
milyon seçmendir. Aldığımız oy, 11 milyonlarda iken 7,5 milyon
seçmeni nasıl görmezden gelebiliriz?
Fabrika ayarlarına dönmesi gereken AKP
değil, CHP’dir.
CHP, Atatürk’e, kurucu felsefesine,
ilkelerine sahip çıkarak, aday ve yönetim kadrolarını buna göre revize ederek,
doğal oy havzası olan % 42’lere ulaşacaktır.
Başladığım gibi bitireyim.
İktidara giden yol, ANITKABİR’den
geçer!