Anayasa’nın, anayasayı uygulama görevini verdiği
Cumhurbaşkanı, mevcut anayasayı tebdil, tağyir ve ilga çalışmalarına son sürat
devam ediyor. Bunu da parlamenter rejimi
bekleme odasına aldığını, mevcut sistemin fiili olarak değiştiğini söyleyerek
açıkça yapıyor.
Hem parlamento, hem yürütme organı, kendi
varlıklarını ortadan kaldırmaları için büyük bir baskı altına alınmış durumda. Bu
anlamda mevcut AKP iktidarı ve parlamento grubu intihar bombacısı görevini
yerine getiriyor. Hem kendilerini, hem de rejimi imha edecekler.
400 milletvekili verilmediği için huzursuzluk içinde
zorla sürüklendiğimiz bu yolda en önemli koz olarak referandum kullanılıyor.
Doğrudan demokrasi aracı olarak gösterilen
referandum- plebisit genelde tam tersi işlev görmüş. Dünya siyaset tarihi,
referandumun totaliter rejimlerin elinde, muhalefeti hiçe sayarak, yönetimin
isteklerini hukuka uydurmanın kılıfı olarak kullanıldığını göstermektedir.
Referandum; “Millete gidelim, vekiller değil,
asiller karar versin” gibi popülist söylemle pazarlanıyor, pazarlanacak.
Karşı argüman geliştirmek için öncelikle temel
nirengi noktalarını saptamak lazım.
Birincisi anayasanın temel yasa olma niteliğidir. Bu
nedenle anayasalar toplumsal mutabakatla yazılması gereken ve kolaylıkla
değiştirilemeyen metinlerdir.
Vekil- asil karşılaştırmasında milletvekilleri
alenen aşağılanmaktadır.
Her ne kadar aralarında parti başkanlarının
sultasında, “ceketimi göstersem seçilir “ anlayışıyla seçilmiş insanlar olsa da
T.B.M.M. üyeleri kıymetlidir. Türk milletinin vekilleri, T.C. numarasıyla Milli
Piyango idaresinin yaptığı çekilişle seçilmiş insanlar değildir. Üstün
nitelikleri, becerileri ve siyasi çalışmaları sonucu bizzat milletin temsile yetkili kıldığı mümtaz kişilerdir.
Anayasa metinleri, bir partiye göre değil toplumsal
uzlaşma ile yazılması gereken, kolay değişmemesi gereken metinlerdir.
Bu nedenle, Anayasa’da tek bir madde bile değişecek
olsa, böyle niteliklere sahip parlamenterlerin dahi salt çoğunluğu yeterli
görülmez, 367 sayısı gibi, nitelikli çoğunluk aranır.
Topyekün rejim değişikliği, toptan anayasa
değişikliğinde, referanduma katılanların
salt çoğunluğu çıtası neden yeterli görülsün?
12 Eylül Darbe anayasası % 92 ile kabul edilmişti.
Mademki rejim değişecek, o zaman referandumda mevcut
tüm seçmenlerin % 70’inin oyunu istemek en tabii hakkımızdır.
Dünya lideri, Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip
Erdoğan’ın karizması ve ikna gücü Kenan Evren’den zayıf mıdır?
55 milyon seçmen varken, cumhurbaşkanının 21
milyonla seçilmesi gibi bir netice ile rejim değiştirilemez. Bunun aksine bir zorlama referandum boykotu
ile karşılaşabilir.
Mısır’da
Mursi Anayasası referandumuna ancak halkın % 38’i katılmıştı.
Katılanların % 98’inin evet demesi Mısır halkının gözünde o metni anayasa
yapmadı. (*)
Komplo teorileri ve din olgusuyla ağır algı
operasyonlarına maruz kalmış halkın vasati çoğunluğundan meşruiyeti çok
tartışmalı bir rejim kurmaya çalışmak, vasatın krallığı olacaktır. Türk milleti
bu krallığı sırtında taşımayacaktır.
AKP zihniyetinin, oyuncak arabayı bozup, kırıp,
pilini çıkarıp, sonra da çalışmıyor, bana yenisini alın diyen şımarık oğlan
çocuğu hali toplum nezdinde teşhir
edilmelidir.
(*) (darbe çağrısı yapmadığımı, zinhar ima bile
etmediğimi belirtmeyi bir görev sayıyorum.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder