6 Nisan 2016 Çarşamba

LAİKLİK EKMEKTİR


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Milli Görüş gömleğini giydiği yıllarda “hem Müslüman hem laik olunmaz, millet istedikten sonra laiklik tabii ki elden gidecek” konuşmaları herkesin hafızasında. “Tayyip’in partisi” AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmakla mahkum edilmiş bir yapıdır.
Amaçlanan laikliği yıkmaktır.
Peki laiklik yıkılırsa ne olacak?
Türkiye Cumhuriyeti’yle, Dünya’da pek çok devletten çok daha önce elde edilmiş kadın hakları yok edilecek. Kadının özgür birey olma hakkı, eğitim hakkı, serbestçe çalışma hakkı, medeni kanundan kaynaklanan tek eşlilik ve miras hakları elinden alınacak. Kadın Bakanlığı’nın adını son dakikada Aile ve sosyal politikalar bakanlığı haline getiren zihniyet, kadına  erkeğin ve erkekçi zihniyetin hükümranlığı altında ve onun izin verdiği kadar hak ve özgürlük tanıyacaktır. Yanında bir aile erkeği olmadan toplu taşıma aracına binen Özgecan’ları tecavüz edilerek öldürülmeye götüren zihniyet budur.  Erkeğin şiddetinden boşanarak kurtulmaya çalışan, ekonomik ve sosyal özgürlüğünü isteyen kadınların hergün öldürülmesinin sebebi, bu zihniyet kodlarındadır.
Kadın için laiklik, yaşamsal haklarıdır, özgürlüğüdür, ekmeğidir.
O yüzden 28 Şubat’ta başörtüsü eylemlerinin öncülerinden olan ilahiyatçı Hidayet Şefkatli Tuksal bile AKP’nin 13 yıllık uygulamaları sonrası: “ Kimsenin kendi anlayışını 'gerçek din' diye dayatma hakkı yok, laiklik bunun için gerekli” diyor.
Yine Hidayet Şefkatli Tuksal "çocukların ağzından burnundan din tepiliyor ama dinden soğuttuk" demektedir.
Laiklik sadece kadınlar için değil özgür düşünce, sanat ve özgür bilim için şarttır. 1,5 milyarlık İslam dünyası, değişmez, donmuş kalıpların yol göstericiliğinde ne kadar sanat bilim demokrasi üretebilmektedir?
“Hikmetinden sual olunmaz” anlayışıyla felsefenin ve bilimin , “yaratıcılık Allah’a mahsustur” anlayışıyla  sanatın cendereye alındığı, eğitimin dinselleştirildiği ortamın insan kalitesini eski AKP’li bakan Bayraktar “Türkiye’nin Müslüman bir ülkedir,  mucitler ve “kalem efendileri” çıkaramaz ama bir “ara eleman ülkesi” olmak için çabalayabiliriz” diye itiraf ediyor.
Halbuki aynı Müslüman Türkiye, aydınlanma devrimi yıllarında Aziz Sancar’ları, Oktay Sinanoğulları’nı, Gazi Yaşargil’leri yetiştiriyor,  yetiştirdiği bilim adamlarıyla 2015 yılında Nobel bilim ödülünü Atatürk’e sunulmak üzere ülkesine getiriyor.
Laiklik, aydınlanmadır, özgür düşünce ve bilimdir, teknolojidir.
Aydınlanmanın özgür düşüncenin, bilimin sanatın boğulduğu yerde,  eğer topraklarınızdan petrol veya altın madeni fışkırmıyorsa ekonomi çöker.
Laiklik ekmektir.
Ömrünü İslamcı bir devlet yapısına kavuşmak için mücadele ederek geçiren AKP’li yazar Levent Gültekin aynen şunları söylüyor:
“Ben de zamanında Kemalizme tepki duyardım. Ancak bugün Cübbeli Ahmet Hoca gibi tipleri görünce yapılanlar iyi ki yapılmış diyorum. Onlar yapılmasaydı Afganistan gibi olurduk.
Bütün İslamcı yazar, din alimi, kanaat önderleri gerçek İslamı yok ettiler. Herkes kendi ruhundan gelen hastalıklı yapıyı İslam’a kattı.
Laiklik şu anda Türkiye’nin en önemli değeri haline geldi. Dindarlar eğer dinlerinin pespaye siyasetin elinde malzeme olmasını istemiyorlarsa laikliğe sahip çıkmaları lazım. “
Bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Laikliğin gerçek ve samimi Müslümanlar yaratılmasının da en önemli kaynağı olduğunu eski İslamcılar bile anlamışken, Ana muhalefet partisi aydınlanma devrimini yaratan kökleriyle barışıp, sekulerizm vs diye eğip bükmeden laiklik bayrağını yükseltmek zorundadır. AKP'ye benzeyerek değil, ayrışarak topluma umut olunabilir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder