Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın Milli Görüş gömleğini giydiği yıllarda “hem Müslüman hem laik
olunmaz, millet istedikten sonra laiklik tabii ki elden gidecek” konuşmaları
herkesin hafızasında. “Tayyip’in partisi” AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı
olmakla mahkum edilmiş bir yapıdır.
Amaçlanan
laikliği yıkmaktır.
Peki
laiklik yıkılırsa ne olacak?
Türkiye
Cumhuriyeti’yle, Dünya’da pek çok devletten çok daha önce elde edilmiş kadın
hakları yok edilecek. Kadının özgür birey olma hakkı, eğitim hakkı, serbestçe
çalışma hakkı, medeni kanundan kaynaklanan tek eşlilik ve miras hakları elinden
alınacak. Kadın Bakanlığı’nın adını son dakikada Aile ve sosyal politikalar
bakanlığı haline getiren zihniyet, kadına erkeğin ve erkekçi zihniyetin
hükümranlığı altında ve onun izin verdiği kadar hak ve özgürlük tanıyacaktır.
Yanında bir aile erkeği olmadan toplu taşıma aracına binen Özgecan’ları tecavüz
edilerek öldürülmeye götüren zihniyet budur. Erkeğin şiddetinden
boşanarak kurtulmaya çalışan, ekonomik ve sosyal özgürlüğünü isteyen kadınların
hergün öldürülmesinin sebebi, bu zihniyet kodlarındadır.
Kadın
için laiklik, yaşamsal haklarıdır, özgürlüğüdür, ekmeğidir.
O
yüzden 28 Şubat’ta başörtüsü eylemlerinin öncülerinden olan ilahiyatçı Hidayet
Şefkatli Tuksal bile AKP’nin 13 yıllık uygulamaları sonrası: “ Kimsenin
kendi anlayışını 'gerçek din' diye dayatma hakkı yok, laiklik bunun
için gerekli” diyor.
Yine
Hidayet Şefkatli Tuksal "çocukların ağzından burnundan din tepiliyor ama
dinden soğuttuk" demektedir.
Laiklik
sadece kadınlar için değil özgür düşünce, sanat ve özgür bilim için şarttır.
1,5 milyarlık İslam dünyası, değişmez, donmuş kalıpların yol göstericiliğinde
ne kadar sanat bilim demokrasi üretebilmektedir?
“Hikmetinden
sual olunmaz” anlayışıyla felsefenin ve bilimin , “yaratıcılık Allah’a
mahsustur” anlayışıyla sanatın cendereye alındığı, eğitimin
dinselleştirildiği ortamın insan kalitesini eski AKP’li bakan Bayraktar “Türkiye’nin Müslüman bir ülkedir, mucitler ve
“kalem efendileri” çıkaramaz ama bir “ara eleman ülkesi” olmak için
çabalayabiliriz” diye itiraf ediyor.
Halbuki
aynı Müslüman Türkiye, aydınlanma devrimi yıllarında Aziz Sancar’ları, Oktay
Sinanoğulları’nı, Gazi Yaşargil’leri yetiştiriyor, yetiştirdiği bilim
adamlarıyla 2015 yılında Nobel bilim ödülünü Atatürk’e sunulmak üzere ülkesine
getiriyor.
Laiklik,
aydınlanmadır, özgür düşünce ve bilimdir, teknolojidir.
Aydınlanmanın
özgür düşüncenin, bilimin sanatın boğulduğu yerde, eğer topraklarınızdan
petrol veya altın madeni fışkırmıyorsa ekonomi çöker.
Laiklik
ekmektir.
Ömrünü
İslamcı bir devlet yapısına kavuşmak için mücadele ederek geçiren AKP’li yazar
Levent Gültekin aynen şunları söylüyor:
“Ben de
zamanında Kemalizme tepki duyardım. Ancak bugün Cübbeli Ahmet Hoca gibi
tipleri görünce yapılanlar iyi ki yapılmış diyorum. Onlar
yapılmasaydı Afganistan gibi olurduk.
Bütün
İslamcı yazar, din alimi, kanaat önderleri gerçek İslamı yok ettiler. Herkes
kendi ruhundan gelen hastalıklı yapıyı İslam’a kattı.
Laiklik
şu anda Türkiye’nin en önemli değeri haline geldi. Dindarlar eğer dinlerinin
pespaye siyasetin elinde malzeme olmasını istemiyorlarsa laikliğe sahip
çıkmaları lazım. “
Bu
örnekleri çoğaltabiliriz.
Laikliğin gerçek ve samimi Müslümanlar
yaratılmasının da en önemli kaynağı olduğunu eski İslamcılar bile anlamışken,
Ana muhalefet partisi aydınlanma devrimini yaratan kökleriyle barışıp,
sekulerizm vs diye eğip bükmeden laiklik bayrağını yükseltmek zorundadır.
AKP'ye benzeyerek değil, ayrışarak topluma umut olunabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder