16 Ağustos 2016 Salı

SHP’YLE YÜZLEŞMEK!


12 Eylül darbesinin CHP’yi kapatması sonrasında  kurulan  Halkçı Parti ile SODEP’in birleşmesiyle oluşan Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP)’nin , siyasi tarihimizdeki  etkilerini gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirme,  moda deyimle yüzleşme  zamanı geldi de geçiyor.
An itibariyle CHP’de yer alan SHP kökenli siyasetçilerin,  bu döneme dair bir eleştiri-özeleştiri dile getirdiklerine tanık olmadım. Tam tersine o dönemde SHP içerisindeki konumlarını bir gurur vesilesi olarak dile getirmekteler.
O zaman sormak lazım.
SHP başarılı bir parti miydi?
SHP, (CHP’ye katılırken ) çeyizinde hangi siyasi başarıları, bu başarılara imza atmış yetenekli politikacıları getirdi?
CHP’nin tekrar açıldığı bir dönemde CHP’ye katılmasa bile, kendini var edecek parti kitlesinin yüzdesi kaçtı? Bu kitle CHP tabanını ne kadar büyüttü?
26 Mart 1989 yerel seçimlerinde başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere 39 il belediyesini kazanan, il genel meclisi seçimlerinde  % 28,8 oy almayı başaran SHP, iki sene sonra yapılan 1991 genel seçimlerinde oylarını % 20’lere düşürdü.
SHP’de üst düzey yöneticilik ve vekillik yapan bir siyasi büyüğümüze sordum:
“ SHP’nin oy kaybının sebebi İSKİ skandalı mıydı? Yoksa Halkın Emek Partisi (HEP*) ile yapılan seçim ittifakı mıydı?”
Sözü epey dolaştırdıktan sonra ;
“Batı’da bu işbirliğini anlatamadık. HEP’le yapılan işbirliği oylarımızı düşürdü” dedi.
1991’de koalisyon ortağı olan SHP, koalisyona Demirel’den sonra Çiller’le de devam etti.
1991-1995 arası yaşanan siyasi depremlerinden bazılarını hatırlayalım.
·      Uğur Mumcu’nun öldürülmesi
·      Madımak katliamı
·      HEP’li milletvekillerinin tutuklanması
·      Behçet Cantürk, Savaş Buldan,  Namık Erdoğan cinayetleriyle başlayan, Susurluk’ta açığa çıkan Gladio’nun en kanlı ve güçlü dönemi.
·      1994 ekonomik krizi.
Tüm bu karanlık tablonun altında SHP’nin imzası durmaktadır.
SHP aynı seçim-yasama dönemi içerisinde, hem Kürtçü siyasi hareketle işbirliği yaparak, hem de Doğu’da PKK’yla  mücadele sınırının aşıldığı, hukukun ve insan haklarının hiçe sayıldığı dönemin hükümet ortağı  olarak,  Doğu’da ve Batı’da aynı anda kaybetme becerisini göstermiştir.
Alevilerin de kendini sahipsiz hissetmesi, çaresizliği de bu siyasi basiretsizliğin bonusu olarak hanesine yazıldı.
Yine bu dönemde SHP’ye başkan olmak için Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanlığından ayrılan Murat Karayalçın sayesinde tam 21 senedir Melih Gökçek Ankara’yı parsel parsel satıyor.
SHP yüzleşmesi yapılmadığı için, bu siyasetçiler ve anlayışları CHP’de  karar verici mekanizmalarda önemli bir yer kaplıyorlar.
SHP’nin kafa karışıklığı, yalpalamaları CHP’ye taşınıyor.
Bir bakıyoruz ki siyasi dehalarıyla CHP’yi HDP mitinginin figüranı haline getiriyorlar. Hemen arkasından da “Öcalan posteri açılınca alandan çekildik, Demirtaş da konuşmayacaktı” gibi açıklamalar yapıyorlar.
CHP gençliği Kobane’ye gidiyor, Genel Başkan şehit cenazesine…
Tarihten ders almazsak, SHP’nin sonundan beter olacağız.
(*) HEP’i şimdiki BDP-HDP olarak da okuyabilirsiniz.




-----
Darbe döneminin zor koşullarında siyasette binbir riskle görev alan  SHP’li parti emekçilerini, kişisel olarak  yıpratma gibi bir amacım yok, onlara saygım sonsuzdur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder