12 Eylül darbesinin CHP’yi kapatması sonrasında kurulan
Halkçı Parti ile SODEP’in birleşmesiyle oluşan Sosyaldemokrat Halkçı
Parti (SHP)’nin , siyasi tarihimizdeki etkilerini
gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirme, moda deyimle yüzleşme zamanı geldi de geçiyor.
An itibariyle CHP’de yer alan SHP kökenli
siyasetçilerin, bu döneme dair bir
eleştiri-özeleştiri dile getirdiklerine tanık olmadım. Tam tersine o dönemde
SHP içerisindeki konumlarını bir gurur vesilesi olarak dile getirmekteler.
O zaman sormak lazım.
SHP başarılı bir parti miydi?
SHP, (CHP’ye katılırken ) çeyizinde hangi siyasi
başarıları, bu başarılara imza atmış yetenekli politikacıları getirdi?
CHP’nin tekrar açıldığı bir dönemde CHP’ye katılmasa
bile, kendini var edecek parti kitlesinin yüzdesi kaçtı? Bu kitle CHP tabanını
ne kadar büyüttü?
26 Mart 1989 yerel seçimlerinde başta İstanbul,
Ankara, İzmir olmak üzere 39 il belediyesini kazanan, il genel meclisi
seçimlerinde % 28,8 oy almayı başaran
SHP, iki sene sonra yapılan 1991 genel seçimlerinde oylarını % 20’lere düşürdü.
SHP’de üst düzey yöneticilik ve vekillik yapan bir
siyasi büyüğümüze sordum:
“ SHP’nin oy kaybının sebebi İSKİ skandalı mıydı?
Yoksa Halkın Emek Partisi (HEP*) ile yapılan seçim ittifakı mıydı?”
Sözü epey dolaştırdıktan sonra ;
“Batı’da bu işbirliğini anlatamadık. HEP’le yapılan
işbirliği oylarımızı düşürdü” dedi.
1991’de koalisyon ortağı olan SHP, koalisyona Demirel’den
sonra Çiller’le de devam etti.
1991-1995 arası yaşanan siyasi depremlerinden
bazılarını hatırlayalım.
· Uğur
Mumcu’nun öldürülmesi
· Madımak
katliamı
· HEP’li
milletvekillerinin tutuklanması
· Behçet
Cantürk, Savaş Buldan, Namık Erdoğan
cinayetleriyle başlayan, Susurluk’ta açığa çıkan Gladio’nun en kanlı ve güçlü
dönemi.
· 1994
ekonomik krizi.
Tüm bu karanlık tablonun altında SHP’nin imzası
durmaktadır.
SHP
aynı seçim-yasama dönemi içerisinde, hem Kürtçü siyasi hareketle işbirliği yaparak,
hem de Doğu’da PKK’yla mücadele
sınırının aşıldığı, hukukun ve insan haklarının hiçe sayıldığı dönemin hükümet
ortağı olarak, Doğu’da
ve Batı’da aynı anda kaybetme becerisini göstermiştir.
Alevilerin de kendini sahipsiz hissetmesi,
çaresizliği de bu siyasi basiretsizliğin bonusu olarak hanesine yazıldı.
Yine bu dönemde SHP’ye başkan olmak için Ankara
Büyükşehir Belediyesi başkanlığından ayrılan Murat Karayalçın sayesinde tam 21
senedir Melih Gökçek Ankara’yı parsel parsel satıyor.
SHP yüzleşmesi yapılmadığı için, bu siyasetçiler ve
anlayışları CHP’de karar verici
mekanizmalarda önemli bir yer kaplıyorlar.
SHP’nin kafa karışıklığı, yalpalamaları CHP’ye
taşınıyor.
Bir bakıyoruz ki siyasi dehalarıyla CHP’yi HDP
mitinginin figüranı haline getiriyorlar. Hemen arkasından da “Öcalan posteri
açılınca alandan çekildik, Demirtaş da konuşmayacaktı” gibi açıklamalar
yapıyorlar.
CHP gençliği Kobane’ye gidiyor, Genel Başkan şehit
cenazesine…
Tarihten ders almazsak, SHP’nin sonundan beter
olacağız.
(*) HEP’i şimdiki BDP-HDP olarak da okuyabilirsiniz.
-----
Darbe döneminin zor koşullarında siyasette binbir
riskle görev alan SHP’li parti emekçilerini,
kişisel olarak yıpratma gibi bir amacım
yok, onlara saygım sonsuzdur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder