Rusya’nın Ortadoğu’daki oyuna fırtına gibi dalması, Suriye’nin parçalanması planlarını Akdeniz’in sıcak sularına düşürecek gibi görünüyor.
Suriye’nin arkasından Irak’ın da Rusya’nın koruma kalkanı altına gireceği de görülüyor. Zaten İran da bu planda ana oyun kuruculardan. Rusya’nın önderliğinde İran, Irak ve Suriye’nin birlikteliği, Ortadoğu’nun sınırlarını değiştirme planlarını çöpe atıyor. Dolayısıyla Mezopotamya’nın kadim kavminin A.B.D.’nin Büyük Ortadoğu Projesi sayesinde gördüğü bağımsızlık hayalleri başka baharlara kalacak.
O zaman Türkiye sınırları içerisinde çözüm sürecinin varacağı yer olan özerklik konusuna tekrar ciddiyetle bakmamız gerekiyor.
PKK ve siyasi uzantısı HDP “Demokratik (Öcalan tipi) Özerklik” istiyor. Ama Öcalan, bu aşamada A.B Yerel Yönetimler Özerklik şartındaki çekincelerin kaldırılmasının yeterli olacağını da İmralı tutanaklarında ifade ediyor.
CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da pek çok sefer bu çekinceleri kaldıracağını, şartı aynen kabul ettiğini dile getirdi.
AKP başta Bütünşehir yasası, Bölgesel Kalkınma Ajansları kurulması olmak üzere özerkliğin alt yapısını kurma konusunda gerekli pek çok adımı attı. 2014 yerel seçim bildirgesinde de şartlardaki çekinceleri tamamen kaldıracağını kamuoyuna açıkladı.
AKP seçim bildirgesinde ”Yeni anayasa, milletimizin kültürel ve toplumsal çeşitliliğini tanıyan, herhangi bir etnik veya dini kimliğe referans yapmayan bir vatandaşlık tanımını esas alacaktır. “ diyerek Türk ifadelerini çıkaracağını, zımnen de olsa anadilde eğitimi sağlayacağını da ifade ediyor.
Özerklik için, sadece yeni anayasa ile federatif bölgeler ve başkanlık sistemine geçiş aşaması kalmış durumda.
Çok da bir oy potansiyeli olmayan Türk soluna şirin gözükmek için “SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ” diyen şahsa Kandil’in zılgıt üstü ayar vermesine bakılırsa, 1 Kasım seçimi sonrası çözüm sürecinin buzdolabından çıkması kuvvetle muhtemel.
Ortada üniter yapıyı savunan önemli bir kurumsal güç odağı kalmamış durumda. Ama AKP ve CHP’ye oy veren kitlelerin büyük bir kısmı Başkanlık ve Federasyon’a henüz razı olmuş değil.
Türkiye’nin genelini özerkliğe ikna etmek için kullanılan iki temel argüman var.
Birincisi; Özerklik bir bölge ve etnik grup için değil, Türkiye’nin genelinde yerinden yönetimi ve demokrasiyi güçlendirmek için gereklidir.
İkincisi; İzmir’in özerkliğini istemez misiniz? İzmir özerk olsun.
İlk argümanı biraz daha açmalıyız.
Selahattin Demirtaş CNNTürk ekranlarından 30 Temmuz 2013’te "Türkiye coğrafyası ekonomik kültürel demografik yapısıyla 20 veya 25 bölgeye ayrılabiliyor. Yerinden yönetim bölgelerine ayrılabilir. Sadece Kürtlere özgü bir özerklik yerine Türkiye'nin katı merkeziyetçi yönetim modelinden vazgeçerek bir yerinden yönetim modelini hayata geçirmesi lazım. Ulus devlet modelini özgürleşme yönetimi olarak önermiyoruz. Kürtlerin devlet kurma hakkı yok değil ama Türkiye’de yaşayan Kürtler bugün (şimdilik) bu hakları birlikte yaşam çerçevesinde kullanmak istiyorlar” dedi.
Selahattin Demirtaş’a bölücü diye tepki gösteriliyor, halbuki zaten AKP hükümetleri döneminde kalkınma ajansları ile Türkiye 26 bölgeye bölündü. Demirtaş Güneydoğu ve Doğu’daki bölgeleri birleştireceği için bölüm sayısını daha az telaffuz ediyor.
Kürdistan bölgesinin (ya da kantonunun) etnik atıfının çok göze batmaması ve demografik olarak Türk bölgelerini seyreltmek için örneğin Lazistan bölgesi, hatta mümkünse Arap, Boşnak vs. bölgeleri olması da çok kullanışlı olur diye düşünüyorlar.
Tayyip Erdoğan her konuşmasına “Kürt, Laz, Çerkes, Arap, Boşnak, Gürcü, Roman, Türk” diyerek başlarken, milletin adı olmaksızın “bu millet” derken, “Osmanlı’da Kürdistan, Lazistan eyaletleri vardı” derken, Barzani Diyarbakır’da “Kürdistan’a hoşgeldiniz” pankartlarıyla karşılanırken Demirtaş’ın sözlerini çok da yadırgamamak gerekir.
Peki, anayasası ve üniter yapısı baştan sona değiştirilmiş, iki (belki de daha çok) dili resmi dil kabul etmiş, anayasasından Türk sözcüklerini çıkarmış yeni sistemin adı Türkiye olarak kalabilir mi? Türkiye kaldığı taktirde Kürt, Laz, Çerkes, Gürcü vs. vs insanlar yine Türk vatandaşı olarak tanımlanacak! Bundan duygusal olarak rahatsız olmazlar mı?
O zaman devletin ismindeki etnik (faşist) ifadenin de, el değmişken çıkarılmasının dile getirilmesi, an meselesidir.
Yaşadığımız ortak vatana(!) Anadolu demiyor muyuz? Federe (özerk) 26 bölgemizi bağlayacak üst yapıyı Birleşik Devletler olarak adlandırabiliriz.
İşte size yeni devletin adı.
Anadolu Birleşik Devletleri.
Kısaltması da çok havalı!
A.B.D.
Menderes “Küçük A.B.D. olacağız” dememiş miydi?
Çözüm çözüm dediklerinin nihai hedefi A.B.D olmaktır.
İkinci temel argümana, özerkliğin reklam yüzü olan İzmir’in Özerkliği konusuna ve özerkliğin uzun vadede hangi bölgelerin lehine işleyeceğine diğer yazımda devam edeceğim.
(Güncel Bakış haber sitesinde 9.10.2015'te yayınlanmıştır)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder