10 Şubat 2016 Çarşamba

ÇÖPTEKİ RESİM DEĞİL REJİMDİR.


İki aya yakın süredir Aylin Nazlıaka’nın ismi etrafında dönen, bir CHP’li vekilin, meclis odasındaki  Atatürk resmini indirmesi hatta çöpe atması vakası CHP tarihinin utanç listesinde 1 numara olma yolunda.  Rivayete göre Neo-Mevlana vekilimiz eylemini gerçekleştirirken  “yeni şeyler söylemek lazım” demiş.
Haklıdır, Yeni Türkiye’nin, yeni-yapıcı muhalefetinin yeni vekiline eski şeyler yakışmaz.
Eski olan,  sadece Atatürk değil, kurucusu olduğu laik üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Sayın Vekile  önce  basit kitabi bilgi;
Üniter devlet, tek bir ülke üzerinde, tek bir milletin, tek bir egemenliğe ve hukuka tâbi olduğu devlet şeklidir.  Milleti teşkil eden insanların millet unsurunu oluşturmalarında din, dil, etnik grup vb. bakımlardan ayrım yapılamaz.  Üniter devlette “toplumlar veya “cemaatler” temelinde egemenlik yetkilerinin kullanılmasında farklılık yaratılamaz.
Sayın Vekil Türkiye’de tek bir milletin, “Türk milletinin” olduğunu söylemenin çok faşistçe olduğunu düşünüyor. Türk milleti tanımındaki Türklüğün, baskın etnik grubun adı olduğunu ve diğer etnik kökenlerin  asimilasyonu için kullanıldığına inanıyor.
Atatürk milliyetçiliğini ırkçı kafatasçı bularak ağzına dahi almıyor.
Adına Türkiye denmesini dahi sorunlu bulduğu bu toprak parçasında “öbek öbek  halkların” olduğunu savunuyor ve bunların kardeşçe yaşaması temennisi için sık sık “Yaşasın Halkların Kardeşliği” diye haykırıyor.
Halkların kardeşliğinin asıl  teminatının Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlığında birleşmek, hep birlikte “Türk milleti olabilmek ” olduğu fikri, kendisine yıldızlar kadar uzaktır.
Ülkesi, milleti, egemenliği ve hukuku ile “faşist tekçi zihniyete” karşı olan aslan sosyaldemokrat vekilim, doğal olarak çokluğu istemektedir. Çok uluslu, çok dilli, çok meclisli, çok hukuklu olunca özgürlükçü demokrasinin gerçekleşeceğine iman etmiş durumda. (Burada bir atasözümüz aklıma geliyor ama… neyse)
Çoklu (ortak) vatana da itirazı yok, özerklik, federasyon, konfederasyon hepsi uyar, yeter ki şu demode ulus devlet olmasın!
Sayın Vekil Avrupa Birliği’ndeki yerel yönetim özerklik uygulamalarının demokrasisi ve ekonomisi son derece güçlü olan İspanya, İtalya gibi ülkelerde dahi ayrılıkçılığı körüklediğini, Avrupa’da birkaç devletin haricindeki devletlerin “Site-devletler” haline geldiğini görüyor mu? Üç-beş milyonluk güçsüz Site-devletlerin sonuçta Avrupa Birliği’ni Almanya-Fransa İmparatorluğu’na dönüştürmesi hakkında ne düşünüyor ki; kayıtsız şartsız A.B. Yerel Yönetimler Özerklik Şartını aynen kabul edeceğiz, hiçbir çekincemiz olmayacak diyor?
Sayın Vekil, “laiklik tehlikede değildir” diyen başkanı gibi düşündüğünden AKP’nin laiklik karşıtı tüm uygulamalarına karşı ağzını açmıyor. Kendi partisindeki laikliği savunan insanları, partisinin oy artırmamasının sorumlusu olarak görüp “laikçi” diye aşağılıyor. Ortadoğu’ya Dünya’nın bakışının değiştiğini, “ılımlı İslam” projesinin alaşağı olduğunu görmüyor. CHP’nin boşalttığı alanı Ortadoğu’nun  laik güçleri olarak PKK-JPG’nin peşmerge kıyafetli kadın militanlarının Fransız moda dergilerinin kapaklarındaki resimleri  dolduruyor.
AKP’nin  Cemevlerini koçbaşı yaparak kırmayı düşündüğü Devrim Yasası; Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’nu kaldırma girişimine Sayın Vekil destek verecektir. Cemevlerinde kurulan masaların altına verdiği vekillik koltuğunun diyeti, dedelere maaş, bedava elektrik-su olacaktır. Bu arada bin türlü irtica yuvası da  açılmış olacakmış, ne gam! Maksat özgürlükçü demokrasi.
CHP’nin göbek adı Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’dir. Yani Haklarımızın Savunulması. Kimin hakları? Türk  milletinin hakları.
Tayyip Erdoğan’ın açıkça “rejim değişikliği masası” olarak kurduğu yeni anayasa masasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini, Türk milletinin haklarını  bu vekil mi savunacak?
Gelelim asıl meseleye. Resmin çöpe atılması olayını duyduğumuzda her birimizin aklından bunu yapabileceğini düşündüğümüz kaç isim geçti?  
Bu vekil sadece Necati Yılmaz mıdır?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder