AKP’nin
yıllardır istemiş olduğu Başkanlık sistemi isim değiştirerek Türk milletine
dayatılıyor.
Başkanlık değil Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiymiş.
Devlet
Bahçeli’nin dahiyane buluşu olarak pazarlanan bu ismin AKP tarafından kabul
edilmesinde, zihinlerde Başkanlığın federasyonla eş çağrışım yaptığını
bilmelerinden kaynaklanıyor. 15 yıldır yaptıkları bütün algı operasyonlarında
başarılı olmalarına güvenerek basit bir isim değişikliğiyle bu algıyı
kıracaklarını sanıyorlar.
Cumhurbaşkanlığı
sistemi de çok basitmiş. Anayasadan Başbakan ve Bakanlar Kurulu yazan yerleri
çizip yerine Cumhurbaşkanı yazınca, bir de partili olsun deyince iş bitiyormuş.
Tek kişilik
Hükümet!
Aslında tek
kişinin kararının hızı kadar, bir yığın gereksiz istihdamı ortadan kaldıracağı
için devlete tasarruf getireceğini düşünerek destekleyebilirdik. Ancak
getirilen sistemde ne başkan yardımcılarının sayısı belli, ne de bakanların. En
son 2016 Mart’ından bulabildiğim bilgiye göre danışmanların sayısı bile 23.
Ayrıca başkanlık hayalleriyle yapılan Beştepe Sarayı’nın Cumhurbaşkanının
ağzından açıklanan 34.000 m2’lik kapalı alanı düşünülürse tasarruf
amaçlanmıyor, bu çok açık.
Bakanlar
(ister seçilmiş vekil isterse arzulanan sistemdeki gibi atanmış olsun,) yine
var, dolayısıyla başkanla bir araya geldiklerinde yine “Bakanlar Kurulu”
oluşmuş oluyor. O zaman tek fazlalık Başbakan mı?
Burada
amaçlanan alınan kararları, çıkarılan yasaların, anayasaya ve rejime uygunlunu
denetleyen cumhurbaşkanından kurtulmaktır. Vesayetçi sistem demelerinin özü
budur.
Cumhurbaşkanı partili ve icracı
olduğunda ise gerçekte biz “cumhurbaşkansız” bir sisteme geçmiş olacağız.
Parlamenter
sistemde başbakan siyasetçidir, cumhurbaşkanı ise devlet adamı!
Türkiye’ye
dengesini kaybettirecek olan, parti devletine dönüştürecek olan şey devletin
başındaki kişinin devlet adamı olmamasıdır. Bu en büyük tehlikedir.
Devlet adamı
ile siyasetçi arasındaki fark büyüktür !
Devlet adamı
yaşatmak için vardır, siyasetçi yaşamak için…
Devlet adamının özel hayatı yoktur, siyasetçi özel hayatı için vardır.
Devlet adamı yakmamak için yanar, siyasetçi yanmamak için yakar.
Devlet adamını hakperestler destekler, siyasetçiyi fanatikler.
Devlet adamı hak ve adalete dayanır, siyasetçi sandığa güvenir.
Devlet adamı birleştirir, siyasetçi ötekileştirir.
Devlet adamı toplar, siyasetçi böler.
Devlet adamı uzlaşmacıdır, siyasetçi insanlar arasındaki ihtilaftan beslenir.
Devlet adamı sevdirir, siyasetçi korkutur.
Devlet adamı mütebessimdir, siyasetçi mağrur ve asık suratlı.
Devlet adamı öfke ile kalkanın zararla oturacağını bilir, siyasetçi öfkenin de bir sanat olduğunu sanır.
Devlet adamında tedbir, teenni vardır, siyasetçide cahil cesareti.
Devlet adamı konuşur, siyasetçi bağırır.
Devlet adamı vicdana hitap eder, siyasetçi cüzdana…
Devlet adamı gelişir, siyasetçi değişir.
Devlet adamının düşüncelerinde istikrar vardır, siyasetçi gömlek değiştirir gibi fikir değiştirir.
Devlet adamı tek yüzlüdür, siyasetçi çok yüzlü…
Devlet adamı dik durur, siyasetçi diklenir.
Devlet adamı kendini milletin hizmetine adar, siyasetçi ise millet kendine itaat etsin hatta minnet etsin ister.
Devlet adamı din ile politikayı ayırır, siyasetçi dini politikaya âlet eder.
Devlet adamı liyakate bakar, siyasetçi sadakate.
Devlet adamı “hayır” diyebilenleri sever, siyasetçi “evet efendim” cileri…
Devlet adamı millete hesap verir, siyasetçi seçmenine…
Devlet adamı emin adımlarla ilerler, siyasetçi zikzak çizerek yürür.
Devlet adamı uzun vadeli düşünür, siyasetçi günlük yaşar.Devlet adamının etrafında vatandaşlar vardır, siyasetçinin yanında yandaşlar…
Devlet adamı vatan tutar, siyasetçi taraf tutar.
Devlet adamının adı ebedî kalır, siyasetçi koltuktan düştüğü gün kaybolur. (*)
Devlet adamının özel hayatı yoktur, siyasetçi özel hayatı için vardır.
Devlet adamı yakmamak için yanar, siyasetçi yanmamak için yakar.
Devlet adamını hakperestler destekler, siyasetçiyi fanatikler.
Devlet adamı hak ve adalete dayanır, siyasetçi sandığa güvenir.
Devlet adamı birleştirir, siyasetçi ötekileştirir.
Devlet adamı toplar, siyasetçi böler.
Devlet adamı uzlaşmacıdır, siyasetçi insanlar arasındaki ihtilaftan beslenir.
Devlet adamı sevdirir, siyasetçi korkutur.
Devlet adamı mütebessimdir, siyasetçi mağrur ve asık suratlı.
Devlet adamı öfke ile kalkanın zararla oturacağını bilir, siyasetçi öfkenin de bir sanat olduğunu sanır.
Devlet adamında tedbir, teenni vardır, siyasetçide cahil cesareti.
Devlet adamı konuşur, siyasetçi bağırır.
Devlet adamı vicdana hitap eder, siyasetçi cüzdana…
Devlet adamı gelişir, siyasetçi değişir.
Devlet adamının düşüncelerinde istikrar vardır, siyasetçi gömlek değiştirir gibi fikir değiştirir.
Devlet adamı tek yüzlüdür, siyasetçi çok yüzlü…
Devlet adamı dik durur, siyasetçi diklenir.
Devlet adamı kendini milletin hizmetine adar, siyasetçi ise millet kendine itaat etsin hatta minnet etsin ister.
Devlet adamı din ile politikayı ayırır, siyasetçi dini politikaya âlet eder.
Devlet adamı liyakate bakar, siyasetçi sadakate.
Devlet adamı “hayır” diyebilenleri sever, siyasetçi “evet efendim” cileri…
Devlet adamı millete hesap verir, siyasetçi seçmenine…
Devlet adamı emin adımlarla ilerler, siyasetçi zikzak çizerek yürür.
Devlet adamı uzun vadeli düşünür, siyasetçi günlük yaşar.Devlet adamının etrafında vatandaşlar vardır, siyasetçinin yanında yandaşlar…
Devlet adamı vatan tutar, siyasetçi taraf tutar.
Devlet adamının adı ebedî kalır, siyasetçi koltuktan düştüğü gün kaybolur. (*)
Referandumda
evet çıkması halinde Türkiye, devlet adamı cumhurbaşkanını kaybetmiş olacaktır,
Süleyman
Demirel’in siyasetçi olduğu günlerde sadece kendisini ve partisini
düşünerek 12 Eylül’e giden yola katkısı büyüktür, ancak aynı Süleyman Demirel
cumhurbaşkanlığında gösterdiği devlet adamlığıyla geçmişteki en büyük siyasi
rakibi olan Bülent Ecevit’in ve tüm Türkiye’nin takdirini kazanmıştır.
Cumhurbaşkanı olan kişi, siyasetçilikten devlet adamlığına evrilebilmelidir.
Mutlaka tarafsız olmalıdır. Yapamıyorsa başbakanlık koltuğuna geri dönmelidir.
Devletin
başının siyasileşmesine, fiili durumların normalleştirilmesine HAYIR demek
hepimizin borcudur!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder